IC ANADOLU

Dünya tarihinin bazi evrelerinde, var olmus bir çok halk topluluklari, yaratmis olduklari yüksek kültür ve tarih degerlerine ragmen yok olup gitmislerdir. Bu yok oluslarin dogal, sosyal ve siyasal bazi etkenlerden kaynaklandigi üzerinde tarih bilimcileri hem fikirdirler. Halklarin yokoluslari salt ilkçaga tekabül etmemektedir. Ortaçag'da ve 20.yy'in ilkbaslarinda da yok olmakla karsi karsiya kalmis halklar söz konusudur. Sömürgeciligin dogusuyla; isgal edilen topraklarin kültür uygarliklari ve degerleri sömürgeci güçlerin saldirilarina maruz kalmis ve tahrip edilmistir. Sömürgelere misyonerler gönderilmis, katliam ve zulümle onlarin kültürlerinin, dillerinin, degerlerinin ve yerli dinlerinin ilkel ve gayrimedeni oldugu kabul ettirilmeye çalisilmis ve yerli halklarin yarattiklari tüm deger

Bunlari anlatmamizin bir nedeni; ayni tarihsel sürecin farkli sekillerde de olsa, Anadolu ve Mezopotamya topraklarinda da yasanmasi gerçekligidir. Türkler'in Orta-Asya'dan çikarak Anadolu'ya yayildiklari dönemlerde, tarihin de kanitladigi gibi girdikleri topraklari yagma ve talan ederek, halklari ya zorla sürmüsler ya da yerli insanlar zulümden kaçarak göçebe konumuna girip kendilerine baska yurtlar edinmislerdir. Bunlardan biri de Mezapotamya - Kürdistan halklaridir. Daha sonralari kurulan Osmanli Imparatorlugu döneminde de ayni politikalar farkli yöntemlerle devam etmistir. Özellikle Kürtler üzerindeki asimile politikalari, islam ve hilafet kalkan olarak kullanilarak; ümmet kisvesi altinda sürdürülmüstür.

Osmanli 17.yy'dan sonra girdigi sarsinti dönemlerinde, artik Kürtlere yönelik yasalar çikarilarak zorla dagitilmalari ve hatta uzak yerlere sürgüne tabi tutulmalari söz konusu olmustur. Karsi gelenlere saldiri ve katliamlar söz konusudur. Iste bu saldiri, katliam ve sürgünlere tabi tutulanlardan bir bölümü günümüzde Iç Anadolu'da yasayan Kürt toplumudur. Ama ne hikmetse yok olmus topluluklarin tersine, Iç Anadolu Kürtleri 250 yillik bir sürece ragmen, kendi dil ve topluluklarini koruma, yasatma ve yasama erdemliligini gösterebilmislerdir.

Kürdistan'dan sonra en büyük Kürt kolonisi olan Iç Anadolu Kürtleri, kimliklerini koruyor. Hatta okuyan insanlarin aile içinde Türkçe konusmasini "Xag Wirek" diyerek ayipliyorlar. Onlar, 68 ve 80'li yillar arasinda gelisen devrimci-toplumsal muhalefette yerlerini alirlarken; Kürdistan'in bir çok yerinde o dönemlerde kendine ayak bulan Türkiye soluna, Iç Anadolu Kürt toplumu fazla sempatiyle bakmamis, aksine, ilk dönemlerinde DDKO içinde ve daha sonralari ise, farkli Kürt örgüt ve partilerinde yerlerini almislardir. Onlar Kürdistanlilarin yaninda olmayi ve onlarla iliski gelistirmeyi kendilerine bir ayricalik saymislardir. Bu, bilinçli bir taraf olmaktan ziyade, Kürt olmalarindan kaynaklanan bilinçalti ve güdüyle olusan ilkel bir Kürt kimligine sahip olmalarindan kaynaklaniyordu.

HADEP'in Iç Anadolu Kürt yerlesim birimlerinde (sirasiyla; il, ilçe, kasaba, köy) aldigi oy orani, burada Kürt kimliginin bir resmini verir. Bu ayni zamanda, Kürt sorununu salt bir ekonomik sorun olarak gören devlet düsüncesinin de bilimsel, olmadigini, aksine çürüklügünü ortaya çikariyor. Ekonomik olarak güçlü degerlere sahip ve bu düzlemde de iktisadi istemleri pek de olmayan Iç Anadolu Kürtler'inde de, ilk planda Kürdistan'daki gibi, kendini dayatan, Kürt kimligini taniyip özgürce ifade edebilmesi istemi çikiyor karsimiza.

Kimligin taninmasi isteminin bu Kürt kolonisinde de kendisini dayatmasinin nedenlerinden en önemlisi;1984'te baslayan gerilla savasi olmustur. Çünkü bu özgürlük savasiyla, Kürdistan'da da hizla gelisen ve büyük bir ivme kazanan, Türkiye'de de tüm toplumsal, sosyal dinamikleri sarsan ve uluslararasilasan Kürt halkinin özgürlük mücadelesi; Kürt kimliginde ve uluslararasilasmasinda bir rönansi yasatmistir. Genelde Kürt halkini etkileyen mücadele, Iç Anadolu Kürtleri'ni de yogun bir sekillenmeyle karsi karsiya birakmistir. Bir yandan Kürdistan'da ülke ve kimlik kavramlari insanlarin beyinlerinde netlik kazanirken, diger yandan Iç Anadolu Kürtler'inde de ülke ve kimlik kavramlari arasinda bir kargasa baslatmistir. O gerillaya katilirken, ülke bilincinden çok, Kürt kimliginden dolayi katilmistir.

250 yillik tarih sürecinde kendinde özgü bir kültür ve degerler birikimi yaratan Iç Anadolu Kürt toplumunun; Kürdistan Ulusal Kurtulus Mücadelesi içinde yer almasinin örneklerini verirken; 74'te sehit düsen Mehmet Bayram, faili meçhul bir cinayete kurban giden HEP Ankara il baskani Av. Faik Candan, yüzlerce sehit gerilla, hapishanelerdeki onlarca özgürlük mahkumu ve HADEP eski Genel Baskani Murat Bozlak'i anmamak mümkün mü?

Iç Anadolu Kürtlerinin Yerlesim Cografyasi :

Basta Konya iline bagli Cihanbeyli, Yeniceoba, Yunak, Kulu kazalari olmak üzere bu kazalarin köylerinin % 90'i Kürt köyüdür. Yine bu köylerle sinir olan Ankara'nin Haymana, Polatli, Sereflikoçhisar ve Bala ilçelerinin Kürt köyleri ve onlarla sinir olarak Hirfanli Baraj'indan itibaren Kirsehir'in Kaman ilçesi, Pisyan asiretine mensup Kürt köyleri baslamaktadir. Kirsehir merkez köylerinin yarisi, Çiçekdagi kazasinin % 60 'i ve Boztepe kazasinin ise % 80'i Kürt köyleridir. Burada Konya, Ankara ve Kirsehir il sinirlari arasinda olan Kürt yerlesim birimlerinin birbirine ya sinir olduklari veya arlarinda çok az mesafe oldugu görülmektedir. Yine bu illere sinir Aksaray'da Kürtler vardir. Aksaray Kürtlerinin çogu Kürtçe'nin "Dimilî / Zazaca" diyalektigini konusmaktadirlar. Aksaray Kürtlerinde Dimilîce e

Yozgat Kürtleri; genellikle, Yozgat, Çorum, Tokat ve Amasya il sinirlarinin kesistigi bölgededir. Bu bölgeye serpistirilmis Kürt köyleri Çekerek, Zile, Alaca ve Ortaköy ilçelerine baglidirlar. Burada meskun köylerin sayisi 41'i bulmaktadir.

Iç Anadolu Kürt toplumunun kültür birligi içerisinde olan ancak, daha çok Kürdistan'la cografik yakinligi olan Elbistan'la, Kayseri ili Sariz ilçesinin Kürtler'i ise yogun bir nüfus birikimi arz etmektedirler.

Bu incelememizde, daha çok Kirsehir, Ankara ve Konya Kürtleri üzerinde duracagiz.

Ilk gizli çetecilik

Son günlerde Türkiyede aktüel olan devlet içi çeteler, hizbul-kontra gibi devlet tarafindan organize edilmis, katillerin ve çetlerin tarihçesi 1808'lerde kardesini bogdurarak tahta gelen II. Mahumd'a dayanmaktadir. II. Mahmud, Tuna boylarinda sikisan askerini doyurmak, asker açigini doldurmak için, Kürt asiretlerinden yararlanmak istedi. Ancak asiretlerin önce dize getirilmesi gerekliydi. Iste Türk tarihinde ilk olarak devlet eliyle, devlet içinde gizli çeteler olusturuldu. Bunlarin bir amaci da Kürt asiretlerini dagitip, "zararsiz, yararlanilabilecek" bir konuma getirmekti. II.Mahmut tarafindan olusturulan bu çetelerin ilk icraati ise II.Mahmud'un kardesini bogarak öldürmek olmustur.

Iç Anadolu Kürtleri'nin en büyük asiret federasyonu olan Resvan ve Canbeg Asiretleri'nin iskani bu dönemin devletini çok mesgul etmistir.

Cengiz Orhunoglu, (Osmanli Imparatorlugu'nda asiretlerin iskani); "Cihanbeyli Asireti'nin iskani hakkinda sunu aktarmaktadir; " Güney-Dogu Anadolu Asiretlerinden olan ve eskiden beri oturmakta olduklari Gerger kazasini terk ederek Çemisgezek, Pertek ve Sagman kazalarina tabi köylere gidip, ahalisini sürerek kendileri yerlesen Cihanbeyli, Seyh Hasanli ve Dede Sülü vs. cemaatlerinin bu hareketleri, Çemisgezek Kadisi Mevlana Mehmet tarafindan bir arzla Istanbul'a sikayet edilmisti. Bunun üzerine 1705 yilinda Cihanbeyli asiretinin Rakka'ya sürülmesine gönderilen fermanla emir edilmisti."

Ancak onlarinda iskanlari Resvanlarla ayni döneme tekabül etmektedir. Yinede Kürdistan'da iskan isinin zor oldugunu görmekteyiz. 1692'de baslayan iskan siyasetinin tam basariya ulasmadigini ve bu isi sonuca ulastirmak için 1866' da tekrar devletin ise koyuldugunu ve hatta adina Firka -i Islahiye denilen bir komisyon kuruldugunu görüyoruz.

Ankara Haymana'da Sexbizini asiretinin iskan tarihi için Avrupali gezgin Hüterroth'un iskan tarihi olarak verdigi 1800 ile 1810'u dogru buluyoruz.

Yine baska bir yabanci kaynakta Kürt asiretlerinin 17.yy'in sonlarina dogru Haymana çevresindeki daglarda görünmeye basladiklari aktarilmaktadir. ( Bak. çev. Gabar Çiyan ) Ayni kaynak Resvan ve Sexbizini asiretlerine bagli kisilerin Osmanli idaresinin kontrolünde batiya zorla göç ettirilmelerinin yanisira , hayvanlarina yeni otlaklar bulmak, otlaklarini genisletmek için de buraya gelmislerdi diyor.

18.yy boyunca Kürt asiretleri Orta Anadolu'ya gelmeye basladilar. 1850'li yillarda, Fransiz asilli cografyaci Perrot, Haymana'li Kürtlerle yaptigi söylesilerden yola çikarak, Kürtler'in enaz birkaç kusak önce buraya geldiklerini açiklamaktadir. (Çev. Gabar Çiyan) Bu asiretlerin mümkün oldugunca daginik , birbirinden kopuk yerlestirilmeleri özellikle planlanmis ve uygulanmistir.

" 18.yy'in ortalarindan sonra Kulu çevresinde yeni köyler kuruldu. Bundan baska yaz boyunca gezinilen yaylalar, yerlesik hale dönüstürüldü. Günümüzde Kulu'da bulunan Kürt köylere - ki bunlar göçerlerin yerlesik hale getirilmesinden sonra insa edildi - örnek verirsek , Dipdere'nin 1830'da, Celep'in 1839'da, Omeran (Tavsançali)'nin 1886'da, Serefli'nin 1863'de, Beskardes ve Karacadag'in 1870'de, Kirkpinar'in 1886'da, Tuzkaya ve Yaziçayir'in temelleri 1890'da atildi." (Çev. G. Çiyan ) Türk devletinin Kürtlere yönelik zorunlu iskan ve daha sonralari sürgün siyasetleri günümüze kadar farkli sekillerde, devam etti. Iç Anadolu'ya toplu asiret iskanlarindan sonra; Cumhuriyet Türkiye'sinin de sürgünleri eklenmistir.

Agri Isyani'ndan sonra Iç Anadolu Kürt köylerine bir çok Kürt gelmistir. Bunlara verilen ad ise "Muhacir" olmustur. Bu "Muhacirler" ordaki yerlesik Kürtlerle evlenerek kaynasip akraba olmuslardir.

Burada M. Emin Zeki'den bir pasaj aktarirken sürgünlerin Kürtler için, zor ve zalimane gerçeginin, günümüzde yakilan 3000 köy ve yerlerinden edilen 3 Milyona yakin Kürt insaninin " Kaderi" ile çakistigina sahit olmaktayiz. M. E. Zeki ; "1919 yilinda, Osmanlilarin 2. ordusunda erzak ve yiyecek sikintisi da bas gösterince, Diyarbekir ve yöresindeki Kürtlerden asker ve sivil olanlar yurtlarini birakarak Musul'a gitmeye zorlandilar. Bir bölümüde Adana ve Halep'e sürgün edildi. Çogu yollarda açliktan ve hastaliktan öldü. Bu arada Musul'a kadar gelebilenlerin anlattiklari olaylar, o masumlarin kitleler halinde yollarda yada erisebildikleri sehirlerin cadde ve sokaklarinda topluluklar halinde ölüsleri; dinleyicilerin ve görenlerin yüregini parçaliyordu." diyordu.

Haci Erdogan